Meslek Hastalıkları kavramını tarihte bir ilkle anmak oldukça zordur. Kavramsal açıdan insanın herhangi bir işi yapmaya başladığı tarih meslek hastalıklarının başlangıç tarihi kabul edilmelidir. Topluluk halinde yaşamak, üretilen mal ve hizmetlerde uzmanlaşma doğal olarak meslekleri ve meslek hastalıklarını ortaya çıkarmış olmalıdır. Yılın birkaç günü, kendi giyeceği kumaşı dokuyan kişinin kas-iskelet-eklem sorunlarıyla karşılaşması beklenmez ama uzmanlaşan ve tüm topluluğa kumaş dokuyan insanın bir süre sonra kas-iskelet-eklem hastalıklarından acı çekmesi beklenebilir bir durumdur. Ancak meslek hastalıklarının dikkat çeker hale gelmesi ve yazılı kayıtlara geçişi insanın bir başkası hesabına, bir başkası için çalışır hale gelmesiyledir. Örneğin, Roma ve Yunan uygarlıklarında, devasa taş blokların işlenerek yapılarda kullanıldığı çağlarda, taş ocaklarında çalıştırılan kölelerin solunum sıkıntısıyla ölmesinin dönemin hekimlerinin dikkatini çektiğini tarihe düşen kayıtlardan bilmekteyiz. Asıl ilginç olan dönemin hekimlerinin, taş ocaklarında solunan tozla, oluşan hastalığın bağlantısını kurmaları ve tarihin ilk "korunma önlemini" önermeleridir: kölelere çalıştırılırken deriden maskeler takılması. Üretim araçlarının karmaşıklaşması, gittikçe tek elde toplanması insan emeğinin alınır satılır hale gelmesine yol açmıştır. Çalışan ve çalıştıran kavramlarının ortaya çıkmasıyla İş Hukuku normları oluşmaya başlamış ve iş kazaları, meslek hastalıkları konusu bu alanın önemli tartışmalarından biri haline gelmiştir. Dokumacıları çalıştıran ve emeklerini satın alan işverenlerin ortaya çıktığı bu dönemde işverenle yanında çalışan dokumacıların çalışma-çalıştırılma ilişkilerinden doğan karşılıklı hakları söz konusudur ve bu haklar doğal bir biçimde sağlığı bozan risklere karşı korunmayı da içine almaktadır. Bu dönem öncesinde ve kendi hesabına çalışan dokumacının kas-iskelet-eklem rahatsızlıkları işin "doğal" sonucu olarak görülme eğilimindeyken bu dönemin başlangıç döneminde değil ama zamanla üretim araçlarına sahip olanların sorumluluğu olarak görülmüştür. Bugün, meslek hastalıklarının "kesinlikle önlenebilir" olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Doğru tespit mekanizmaları kurulmasıyla meslek hastalıklarından korunma açısından ilk adım atılmış olacaktır. Aşağıda Meslek Hastalıkları açısından önemli tarihçe maddelenmiştir:

• Dünyada meslek hastalıklarına bilimsel yaklaşımda bulunan ilk kişi, 16. Yüzyılda yaşayan İtalyan klinikçisi Ramazzini olarak kabul edilir.

• Ülkemizde 1865'de yayınlanan Dilaver Paşa Nizamnamesi ile madenlerdeki çalışma koşulları düzenlenmeye çalışılmıştır ancak bu tüzük uygulama alanı bulamamıştır. Bu tüzükle madenlerde çalışanların çalıştırılma sürelerinden, yaş sınırlamasına kadar dönemi için oldukça ileri düzenlemeler yapılmıştır.

• 1930 yılında yayınlanan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile çalışma hayatına ilk kapsamlı yasal düzenlemeler getirilmiştir. Bu kanun meslek hastalıklarının istatistiklerinin tutulması görevini Sağlık Bakanlığı'na yüklemiştir.

• 1945 yılında iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasının kurulmuştur. Türkiye'de ilk kurulan sigortacılık alanıdır ve Uluslar arası kuruluşların talebiyle oluşturulmuştur.

• 1949 yılında ilgili sigorta alanına yönelik ilk SSK İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Hastanesi İstanbul Nişantaşı'nda kurulmuştur. • Diğer sigortacılık alanlarının ( Hastalık, analık, emeklilik v.b.) oluşturulmasıyla SSK tarafından yeni hastaneler açılmış, meslek hastalıkları hastanesi "hizmet hastanesine" dönüşmüştür.

• Bu yıllarda meslek hastalıkları kavramı içerisinde yer alan yüzlerce hastalıktan sadece pnömokonyozların (Akciğerlerde toz birikmesi sonucu oluşan meslek hastalıklarının genel adı) teşhis edilebildiği ve sadece Zonguldak bölgesiyle sınırlı vaka bildirimi gerçekleştiği görülmektedir.

• 1978 yılında Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi, Ankara SSK Ulus Hastanesi bünyesinde kurulmuştur. Temel gerekçe meslek hastalıkları alanında eksik olan bilgi birikiminin sağlanması, ulusal kaynakların korunmasıdır. Kuruluşu sonrasında tespit edilen meslek hastalıkları sayı ve çeşidinde hızlı bir artış görülmüştür. Kurulan meslek hastalıkları hastaneleri, hizmet içi eğitim önceliği, yurtdışı-yurtiçi eğitim önceliği, 400 yataklı hastaneye eşdeğer kütüphane, ilk iş psikolojisi laboratuarı, ilk endüstriyel toksikoloji laboratuarı gibi özel olanaklarla; kimya mühendisleri, iş psikologları, gibi özel kadrolarla, Türkiye'deki tüm işyerlerine başhekim oluruyla girmek, ilgili tüm kurumlarla yazışma yapabilmek, işyerlerinden tüm işçilerin sağlık muayenelerinin gerçekleştirilmesini isteyebilmek gibi özel yetkilerle desteklenmiştir. Meslek hastalıkları hastaneleri geniş tabanlı bilimsel çalışmaları bizzat yaparak veya katkı sağlayarak duyarlılık gelişimine ve bilgi birikiminin oluşumuna hizmet etmiştir. 1980 li yılların ortalarına kadar yapılan "SSK Tıp Kongreleri" meslek hastalıkları hastanelerinin onlarca bilimsel sunumlarına tanık olmuştur. Basit istatistik projeksiyonlarıyla Türkiye de tespit edilmesi gereken meslek hastalığı sayısı yıllık 50–100 binler düzeyinde olması gerekirken ülkemizde ortalama meslek hastalığı tespit sayısı 1000 in altındadır.

Meslek Hastalıkları meslekle-işle ilgili hastalıklardır.

• Yasal tanım ise şu şekildedir: "Meslek hastalıkları, Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre, tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık ve ruhi arıza halleridir" (506 sayılı SSK Kanunu Mad.11B).

• Meslek hastalıklarının Genel Özellikleri:

—Kendine özgü bir klinik tablo,
—İyi belirlenmiş hastalık etkeni,
—Hastalık etkeni veya metabolitinin biyolojik ortamda bulunuşu,
—Hastalığın deneysel olarak oluşturulabilmesi,
—Hastalığın o meslekte çalışanlarda insidansının (görülme sıklığı) yüksek olmasıdır.

• Meslek hastalığının tespit edilmemiş olması o hastalığı yâda sonuçlarını ortadan kaldırmadığı gibi sonuçların işçi, sigorta sistemi, ülke ve işveren için ağırlaştırır.

• Ülkeler arasında değişmekle birlikte, yılda her bin işçi için 4–12 yeni meslek hastalığı olgusu beklenmelidir. (Harrington J.M.) SSK istatistiklerine göre 2000 yılında sigortalı işçi sayısı 5.005.403'tür ve saptanan meslek hastalığı sayısı 803'tür. Yılda sağlık verilerine göre her bin işçi için 0,16 meslek hastalığı saptanmaktadır. Saptanamayan meslek hastalığı ve iş kazası sayısının 20.000–60.000 arasında olduğu tahmin edilebilir.

• Türkiye'de Yılda 6.000'in üzerinde maluliyet, 2.000'in üzerinde ölüm vakası meslek hastalığı kaynaklıdır.